“Issız Adam Sendromu” veya diğer adıyla “Bağlanma korkusu” ilişkilerinizin kâbusu olmasın. Günümüzde insanlar ilişkilerinin uzun sürmemesinden şikayet ediyor. İletişim kuramayan, iletişim kurmaktan korkan insanlar, ilişkilerini de sürdürmekte“Issız Adam Sendromu” İlişkilerinizin Kâbusu Olmasın “Issız Adam Sendromu” veya diğer adıyla “Bağlanma korkusu” ilişkilerinizin kâbusu olmasın. Günümüzde insanlar ilişkilerinin uzun sürmemesinden şikayet ediyor. İletişim kuramayan, iletişim kurmaktan korkan insanlar, ilişkilerini de sürdürmekte haliyle zorluk çekiyorlar. Son yıllarda “Bağlanma Korkusu” halk arasında “Issız Adam Sendromu” olarak adlandırılıyor. Bu adlandırma bazı kişilere oldukça havalı hatta karizmatik geldiği gibi hatalı bir algı oluşabiliyor. Bu kişilerin, “Bende Issız Adam Sendromu var, kimseye bağlanamıyorum” diyerek ilişkinin sorumluluğunu almaktan kaçındıklarını söyleyen İlişki Uzmanı Dr. Ekrem Çulfa, aldatma davranışlarının sonrasında bu fikrin arkasına sakladıklarını kaydetti. Bağlanma korkusu nedir? Bağlanma korkusu, kişinin birtakım bilinçdışı korkular sebebiyle ilişkiye ve karşısındaki kişiye bağlanmaktan kaçınması olarak tanımlanabilir. Bu korkular çok çeşitli olabilir; terk edileceği, acı çekeceği, karşı tarafı memnun edemeyeceği ya da ona layık olmadığı, ilişkide kendisine fazla müdahale edileceği ve özgürlüğünün kısıtlanacağı gibi düşünceler sebebiyle kişi bağlanmaktan korkabilir. Bu korkuların kaynağı nedir? Bu korkuların kaynağına bakarsak, geçmiş yaşantılar, model alma, medyanın rolü gibi faktörleri görürüz. Geçmişte, bağlandığı bir kişiyle yaşadığı ilişkide mutlu olamamış, terk edilmiş ya da bir şekilde zarar görmüş bir kişi, gelecekte bağlanma konusunda korku duyabilir. Bağlanırsa yine acı çekeceğini düşünerek, farkında olmadan bağlanmaktan kaçınabilir. Bu durumda kişi nasıl bir düşünce kalıbı oluşturabilir? Kişinin geçmişte bağlandığı durumlarda terk edilmesi, acı çekmesi, zarar görmesi yalnızca romantik ilişkilerle ilgili bir durum değil. Kişi geçmişte bir aile bireyi tarafından kabul görmemiş, ihmal edilmiş, sağlıklı şekilde bağlanamamış ya da bağlandığı kişiyi kaybetmiş olabilir. Bu gibi travmatik yaşantılar sonucunda kişi sağlıksız bir düşünce biçimi geliştirebilir ve “bağlanırsan kaybedersin, acı çekersin, günün birinde terk edilirsin, yalnız kalırsın vb…” şeklinde bir yargıyla hareket ediyor olabilir. Bağlanma korkusu sadece çiftler için mi geçerli? Bağlanma korkusu sadece romantik ilişkilerle ilgili olmamakla birlikte, en çok etkilediği ve zarar verdiği alan romantik ilişkilerdir. Kişinin bilinçdışı bir şekilde bağlanmaktan kaçınması, zaman zaman karşı tarafı kendinden uzaklaştıracak şekilde hareket etmesi, ilişkiyi yıpratır ve zamanla çıkmaza sürükler. İlişkinin olumsuza doğru kayması ve zamanla bitmesi, kişinin bu inancını kuvvetlendirir. Psikolojide bu duruma “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” denir. Yani kişi ilişkisinin bir şekilde kendisine acı vereceğini, terk edileceğini, sevilmeyeceğini düşünerek, farkında olmadan bu düşünce doğrultusunda yani ilişkinin sonunu getirecek şekilde davranır. Sonunda ilişki bittiğinde ise “Böyle olacağını biliyordum” şeklinde düşünür ve ilişkilerin acı vereceği fikri daha da güçlenir. Bu inanç güçlendikçe, sonraki ilişkilerine de taşınır ve adeta bir kısır döngü şeklinde ilerler. Özgürlüğünün kısıtlanacağı korkusuyla bağlanmaktan kaçınan bir insan ise, karşı tarafın pek çok davranışını özgürlüğüne tehdit olarak algılayacak ve sağlıksız tepkiler vererek ilişkinin yıpranmasına yol açar. Ya da özgürlüğünü korumak adına fazla uzak durarak veya pek çok şeyi paylaşmayarak, karşı tarafın daha çok soru sormasına, merak etmesine, müdahil olmasına yol açacak ve böylece yine özgürlüğünün kısıtlandığı tezinin doğru olduğunu düşünecek, ve ilişkiyi sağlıklı bir şekilde yürütemeyecektir. Bağlanma sorunu olan veya “Issız Adam Sendromu” yaşayan kişiler nasıl anlaşılır? Bağlanma korkusu pek çok sebepten kaynaklanıyor olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bazen kişiler “bende bağlanma korkusu” var diyerek karşı tarafa gereken ilgiyi göstermez, bazen ise karşısındakini aldattıysa ve bu ortaya çıktıysa “bağlanma korkum var, o yüzden yaptım” diyerek bu kavramın arkasına sığınabilir. Ayrıca, son zamanlarda özellikle medya ve sosyal medyanın da etkisi ile, bağlanma korkusunu “havalı” olarak gören kişiler de var. Bu kişilerin gerçekte bağlanma korkuları olup olmaması bir yana, bağlanma korkusu bu gibi durumları haklı gösteriyor gibi görünse de bağlanma sorunu aldatmaya bahane değildir. Bu durumun çözümü var mı? Eğer kişi, bağlanmayla ilgili bir sorunu olduğunu düşünüyor ise, bir Uzman Klinik Psikoloğa başvurarak profesyonel destek almalı, gerekirse bu sorununu çözene kadar romantik ilişkiye başlamayı ertelemeli. Eğer ilişkiye başlamış ise çiftler birlikte ilişki terapistine başvurup çift terapisine devam etmeleri gerekiyor. Aksi takdirde hem kendisi hem de ilişkide olduğu kişiler açısından oldukça yıkıcı sonuçların ortaya çıkması kaçınılmaz olabilir. Eğer Siz veya partneriniz “Issız Adam Sendromu” ya da “Bağlanma Sorunu” yaşıyor ise Profesyonel Yardım 05447243650 Hattımızı arayın. Hep aklınızda olsun ani kararlar ile kendinizi veya ilişki yaşadığınız kişiyi burnunuzun dikine giderek yıpratmayın. |
411 kez okundu |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |